|
Hakaret Hürriyeti ve Dişi Fenerbahstein |
| Soner Öztürk | |
|
Biraz Düşünmek Yeter |
| Adem Yiğit | |
|
SALDIR ANKARAGÜCÜ |
| Cumhur Özdemir | |
|
Ben Hak Edenin Oynamasını İsterim |
| Ali Osman Bilgin | |
| BU LİG FENERBAHÇESİZ OLUR, HEM DE ÇOK GÜZEL OLUR |
|
|
|
| Pazar, 08 Ocak 2012 17:41 |
|
Şike operasyonu başladı başlayalı bu ülkede fb yanlısı egemen güçlerin izlediği siyaset adım adım şu şekilde gerçekleşti:
-yalanlama -Fb’nin iftiraya maruz kaldığını iddia etme -ıspatlanan şike delilerini inkar etme -Fb’yi aklamaya çalışma -çamurun içine TS ve diğer takımları çekmeye çalışma -basın yayın organlarını etki altına alarak fb aleyhine haber yapılmasını engelleme ve bununla eşzamanlı TS aleyhinde ortaya atılan saçma sapan iddiaları her gün manşet yaparak esas şikecinin TS’ymiş gibi kamuoyuna sunulması -kamuoyu oluşturup siyasiler üzerinde etki oluşturulması -son olarak, belki de en terbiyesizcesi, yapılan herşeye rağmen fbyi cezalandırmaya kimsenin gücünün yetmeyeceği iddiası
Bu gelişmelere adım adım hep birlikte şahit olduk
Sadece Aziz Yıldırım değil, şike operasyonunda adı geçen herkes –Sadri Şener ve Nevzat Şakar hariç- ama herkes suçsuzmuş. Mecnun Odyakmaz, Bülent Uygun gibi fb piyonları suçsuz, mesajcı Emre de suçsuz, tek suçlu Sadri Başkan! Bu komediye hala şahit olmaktayız, ve dava sonuçlanıncaya kadar da olacağız.
Bu ülkede hala Aziz Yıldırım’ın suçsuz olduğu iddiasında bulunan çok geniş bir kitle var ki, kendilerine sadece gülüyoruz. Gerçi dava henüz sonuçlanmış değil, kim suçlu kim suçsuz yorum yapmak bizlere düşmez. Ama bizlerin adalete güveni tam, dava sonucunu sabırla beklemekteyiz.
Şimdi, bu fb lilerin kıskanılası özgüveni nereden geliyor? Anlamaya çalışalım.
Fb en büyük sivil toplum örgütüymüş. 20 milyon taraftarı varmış. Bu kadar güçlü bir örgütü zan altında bırakmaya, haksız yere cezalandırmaya kimsenin gücü yetmezmiş.
Bak sen şu işe…
Basın, yayın, gazeteler, tv programları ne yaptı etti, meclisi şikecileri cezalandırma hususunda caydırdı. Bu kadar baskıya direnemeyen siyasi partiler şikecileri aklamaya oybirliği ile karar verdi. Bir tarafta emeğin hakkını savunmanın gururu, bir tarafta da 20 milyonluk bir seçmen kitlesinin kalbini kırmak vardı. Tabi ki tüm siyasi partiler oy kaybetme korkusunu göze alamadılar ve şikeye göz yumuldu. Çünkü burası Türkiye. Maalesef böyle bir ülkede yaşıyoruz. Kendilerini sürekli terör örgütünün uzantısı olmakla suçladıkları BDP grubu vardı o mecliste sadece emeğin hakkını savunan. İçlerinde fenerbahçeli vekillerin bile bulunduğu BDP grubunun bu örnek davranışı, kendisini “terör uzantısı” olarak nitelendiren tüm “vatansever” siyasi partilere örnek olmalıdır.
Neymiş, yasal düzenleme ile getirilen futbolda şike cezası çok abartılıymış. Bu yüzden şike yasası değiştirilmeliymiş. Belki de doğrudur, nerden bilebiliriz? Bizler hukukçu değiliz ki. Hangi suça ne ölçüde ceza verileceğine biz karar veremeyiz. Ama, ortada bir suç varsa mutlaka cezalandırılmalıdır. Yani, şike yasası değiştirilerek şikecileri aklamak planlanıyorsa bu amaçlarından vazgeçsinler!
Başkanımız Sadri Şener bile şike cezalarını “insafsızlık” olarak değerlendirdi. Kendi görüşüdür, katılırsınız ya da katılmazsınız, o da sizin bileceğiniz iş. Sadri Başkan haklı da olabilir aslında. Bu ülkede gencecik bir kızı şeytanın bile aklına gelmeyecek kadar iğrenç bir şekilde öldüren psikopat sevgilisine 24 yıl ceza veriliyorsa, şike yüzünden Aziz Yıldırım’ın 140 yıla varan hapis istemiyle yargılanması belki de insafsızlıktır. Ben bu konuda Sadri Başkana katılıyorum. Gencecik bir fidanın hayatı futbolda dönen dolaplardan daha değersiz olmamalı. Ancak şu da unutulmamalı ki, şike de öyle sıradan bir suç değildir. En azından affedilesi, görmezden gelinesi bir suç değildir. Bir kere şike organize bir suçtur. Örgütlü çalışma gerektirir. Üstelik sporun ruhuna aykırıdır. Sporda kazanmak için her yol mübah olmamalı, ama bunları dile getirmemizin bir anlamı yok. Zira şikecileri delicesine savunan bir topluma karşı ahlak dersi vermenin işe yarayacağını düşünmüyorum. Şike, emeğin hakkını gaspetmektir. Dişiyle tırnağıyla biryerlere gelen rakiplerine karşı ahlaksız yollar kullanarak onların önüne geçmektir. Bundan daha aşağılık bir durum olabilir mi? Tabi bu takımın taraftarlarının ruh sağlığını bozmak da var. Milyonlarca futbolseverin duygularıyla oynamak da var. Ayrıca büyük maddi sıkıntılara rağmen ayakta kalmaya çalışan anadolu kulüpleri de reddedilemez rakamları görünce teşvik yüzünden bu suça ortak oluyor. Yani tertemiz futbol takımlarını da içinde bulunduğu maddi sıkıntılarını kullanarak bu suçun içine çekmek de var. İşlenen suçlara karşı verilecek cezayı belirleyenlerin bütün bunları düşünerek karar vermesi gerekir. Ancak suça abartı ceza vermek de yeterli ceza verilmemesi kadar yargıya olan güveni sarsar, buna çok dikkat edilmeli.
Gelgelelim fenerbahçenin içinde bulunduğu duruma; Fb küme düşecektir, düşürülmelidir! Şikeyle elde ettikleri şampiyonlukları ellerinden alınmalıdır! Şikenin içinde yer alan tüm futbolcuların ve yöneticilerin futbol hayatı bitmelidir! Fb’nin karşısında şike yüzünden kuzu gibi oynayıp da teşvik sayesinde TS’ye karşı aslan kesilen şikeci-teşvikçi anadolu kulüpleri de cezalandırılmalıdır!
Aziz Yıldırım ve diğer tutuklulara gelince; Yargı kendileri hakkında henüz karar vermedi. Bu yüzden direk suçludurlar diyemeyiz, ama şu da bilinmeli ki; suç işleyen her kim olursa olsun, isterse 20 milyon kişinin desteklediği fbnin başkanı olsun, cezalandırılacaktır! Ancak Aziz Yıldırım’ın cezalandırılmaması için müthiş bir kamuoyu oluşturulmuş durumda. Bütün bu suçu destekleyici tavırlar yargıyı etkilememeli, Aziz Yıldırım eğer suçluysa hakettiği cezaya çarptırılmalıdır. Çünkü yargı burada gerekeni yapamazsa, futbolda şike olaylarının önüne geçilemez!
Neyse… Deliller birer birer ortaya dökülünce fbliler çok kötü tutuşmaya başladı. Çünkü, yasal olarak fbnin düşürülmesi kaçınılmaz hale geldi. Ancak onlara göre fbyi düşürmek kimsenin harcı değildi. Kendilerine bu kadar güvenmekte haksız da değiller hani. Çünkü; siyasiler ceza vermekten yana olamaz, 20 milyonluk oy kitlesinin tepkisinden korkar. Spor basını fbnin aleyhine atamaz, çünkü fbli okurun tepkisi alınırsa gazetesi satmaz. Yayıncı kuruluş fbnin düşmesini istemez, çünkü milyonlarca abonesini kaybetmek istemez. Tabi bütün bunlar Trabzonspor için de geçerli. Ama doğu karadenizdeki küçük bir şehrin taraftar sayısı nerde, ülkenin dört bir yanındaki 20 milyon fenerli nerde… Haklı olsa da kimse Trabzonsporu destekleme cesaretini gösteremiyor. Haliyle bu durum da fblileri şımartmaya yetiyor da artıyor bile.
Fbliler durumu son olarak öylesine abarttı ki, ciddi anlamda bu işin tadı kaçtı. Neymiş efendim, bu lig fenerbahçesiz oynanamazmış. Türk futbolu fbye muhtaçmış! Zaten fbsiz ligin anlamı bile olamazmış! Vay anam vay! Gerekçeleri de şu: Türkiyedeki bütün kulüplerin maddi olarak ayakta kalabilmesi için yayıncı kuruluşun verdiği para en önemli gelir kaynağıymış. Yayıncı kuruluşa da en çok para kazandıran fbli abonelermiş. Bu yüzden fb küme düşürülemezmiş. Şike de yapmış olsa, düşmesi gerekse bile düşürülemezmiş.
Değiliz efendim, muhtaç değiliz. Fbye de muhtaç değiliz, yayıncı kuruluşun verdiği paraya da. Bu ülkede futbol hiçbir zaman şikecilere muhtaç değildir, olmayacaktır. Bu lig fenerbahçesiz olur, hem de çok güzel olur!
Bütün bu saçma sapan gerekçelerin aslında bir tek nedeni var: topyekün herkesin, tüm anadolu kulüpleri de dahil olmak üzere herkesin, fb nin küme düşürülmesinin Türk futbolunun sonu olacağına inandırmak, küçük kulüpleri iflas edecekleri korkusuna düşürerek, şike soruşturması süresince safını fbden yana belirlemesini sağlamak. Ama ne yaparsanız yapın, bütün bu pislikleri örtpas edemeyeceksiniz, bunun da bilincine varın!
Son olarak;
Eğer TFF tüm usülsüzlüklere rağmen fb yi düşüremeyecekse, varsın TFF kapatılsın, süper lig kaldırılsın!
Türk futbolunun geleceği şikeci bir takıma bağlıysa, bu ülkede futbol oynanmasın!
Şike ve teşvik cezasız kalacaksa, suçlular cezalandırılamayacaksa, kimse adaletten bahsetmesin!
Ancak bizim inancımız tam. Adalete güvenimiz sonsuz. Fb küme düşecektir. TFF istemeyerek de olsa, fbyi düşürmek zorunda kalacaktır. Hem de bu kararı fenerbahçeli TFF başkanı canlı yayında kendisi açıklayacaktır. Hakettiğimiz şampiyonluk da bize geri verilecektir. Federasyonun kararını açıklayacağı o büyük günü sabırsızlıkla bekliyoruz.
Cumhur ÖZDEMİR Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir |
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.