|
|||||||
| Medya Trabzonspor'la İlgili Güncel Yazılar ve Haberler Bu Forumda .. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Biçim |
|
|
#1 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
İnsan her gün gördüğü denizin, evinin önündeki kayanın üstüne konan martının güzel olduğunu düşünmez. İki tarafı ağaçlıklı yoldan yürürken, tepede birbirine girmiş olan dalların nasıl bir gölgelik yarattığını, akşamsefalarının bir mucize gibi birden açıverdiği bahçelerdeki alçak sesli sohbetleri, bazı evlerden belli belirsiz duyulan aşk fısıltılarını da. Bunları sadece yaşar. -Son Ada/Ömer Zülfü Livaneli/Remzi Kitapevi-
Gökhan’ın, Trabzonspor’a 6 milyon 250 bin Euro bonservis bedeliyle geldiği söyleniyor. Biz dahil herkesteki ortak kanı, Gökhan’ın Kayseri’deki performansına ulaşmadığı yönünde. Bazı çevreler, maliyet-fayda tartışmasını bile gündeme getirdi. Ama bir inceledik, karşımıza ilginç veriler çıktı. Gökhan ligde Ankaraspor, Denizli, Antalya, Gaziantep ve Büyükşehir Belediyesi’ne birer gol attı. Antalya ve Gençlerbirliği maçlarında asist yaptı. Ceza alanı dışından Selçuk’un Ankaragücü ve Büyükşehir Belediyesi’ne, Colman’ın da Hacettepe’ye attığı gollerde pası o verdi. Bu durumda 10 golde katkılı. Trabzonspor geçen sezon 11 maçta 13, önceki sezon 15 gol atmış. Dikkatlere sunulur. Trabzonspor 11 maçta 26 puan topladı. Lider ve en yakın rakibine 4 puan fark yapmış durumda. Geçen sezon aynı dönemde 16, bir önceki sezon 15 puan toplamış. Ama tartışılan konu oynadığı futbolun kalitesi! Beklenen şey; “Ersun Yanal takımlarının nasılsa düşüşe geçeceği.” Önce 6. haftaydı çıta, sonra 10. haftaya geldi, 10 ve 11. haftalarda yine kazandı Ersun Yanal takımı. Dönelim Son Ada’ya: Kendi halinde insanların mutlu yaşadığı adaya, ihtilalin ardından üstlendiği Devlet Başkanlığı görevini tamamlayıp emekli olan Başkan geldikten sonra her şey değişti. Dost martılara, sudan nedenlerle savaş açıldı, halk bölündü, karşı çıkanlara rağmen başkan ve adamları kazandı. Martıların yumurtalarını yesinler diye adaya dişi ve erkek tilkiler getirilip üremeleri sağlandı, martılar küstü gitti adayı yılanlar sardı. Sonunda yılanlardan, tilkilerden kurtulmak için adada kısmi yangın çıkarıldı. Rüzgâr, alevlerin tüm adayı sarmasına neden oldu. Ada halkı, nedeni kitabın son bölümünde anlatıldığı üzere, ülkenin en büyük ceza evinde adadaki eski günlerin hayaliyle yaşıyor.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
| Reklam |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
''Trabzonspor 15 gün süren Antalya Kampında idmanlarda gösterdiği performansı, hazırlık maçlarına taşıyamadı.''
Trabzonspor, 16. hafta maçları sonunda lige verilen arayı Antalya’da kamp yaparak değerlendirdi. Bordo Mavililerin, erken havlu attıkları Fortis Türkiye Kupası’nda kamp döneminde yapmaları gereken maç da Antalyaspor ile deplasmanda olunca, diğer rakipleri gibi bölmek durumunda kalmadığı kampı 3 aşamalı değerlendirmek gerek. Yılbaşında futbolcu eşleri de katıldı İlk bölüm biraz sosyal ağırlıklı gerçekleşti. 3 günlük bu süreçte, yönetici, teknik adam ve futbolculara, yeni yıla birlikte girmeleri için, eş ve çocuklarını kampa getireme izni verildi. Ağırlıklı çalışmalar, futbolcuların genelde ilgi göstermediği bu dönemin ardından 2 Ocak’ta başladı. Bir haftalık ikinci bölüm, antrenman temposunun çok yükseldiği, buna bağlı olarak performansın teknik heyeti memnun edecek düzeyde gerçekleştiği bir süre oldu. Bunda ülkede antrenman bilimi konusunda yeterince donanımlı bir teknik direktöre sahip olmasının rolü tartışmasız büyüktü. Toplam üç maç oynadılar Biri resmi ikisi özel 3 maçın yapıldığı son bölüm, kupada üçüncü periyoda denk düşen 6 Ocak tarihindeki Antalyaspor karşılaşmasında futbolcuların maç performansı, yoğunlaştırılmış antrenman temposunun ardından tahmin edildiği gibi düşük gerçekleşti. Bu durum yadırganmadı ama Herenween maçı kafa karıştırdı. Antrenman programının hafifletildiği dönemdeki bu maçın performansı, antrenman performansıyla çelişti. Kaybedilen bu maçın ardından Antalyaspor ile üçüncülük maçı oynandı. Örneğin ilk yapılacak Fenerbahçe maçında 5 ya da 6’sının direkt forma giyemeyeceği isimler ağırlıklı kadro, iyi futbol sergiledi. 3-1’lik skor ve kaçırılan fark bir yana, futbolun gereklerinin üst düzey yerine getirilmesi yüzleri güldürdü. Yedekler ışık saçtı Özel ya da iddiasız maçlarda yedek futbolculara şans verilmesi konusu yıllardır tartışılır. Takımın yarısından çoğu yedek ağırlıklı çıkarılır ve sonuç genelde olumsuzluk yaratır. Oysaki, her maçta çekirdek kadrodan en fazla iki yeni isme şans verilerek çıkılan maçta, takımın dengesi bozulmaz, yedekler kendilerini daha çok önemsenmiş hissederek daha üst düzey verimle oynar. Ancak her nedense ülkemizde teknik adamlar genelde ilk uygulamayı tercih ederler. Ersun Yanal da bunu yaptı. Buna karşın son maçta direkt oynayan genç Göksu ile 45 dakika sahada kalan Faty Paty, kendilerine verilen şansı en iyi kullanan futbolcular oldu. Barış, son haftalarda ele geçirdiği formayı çıkarmama azmini sergilerken kampın yıldızıydı. Ceyhun da, bu kadroda artık sürekli, forma giymesi gerektiğini gösterdi. GENÇLERİN PERFORMANSI Göksu Stili yeni bir Gökdeniz doğuyor izlenimini verdi. Kısa boyuyla tıpkı Trabzonspor’un eski yıldızını andırıyor. PAF Takımda ileri ikilinin arkasında 16 maçlık periyodun gol kralı oldu. A Takıma çağrıldığında “erken mi acaba!” kuşkularını doğurmadı değil. Ama o erken olmadığını gösterdi. Son Antalyaspor maçında alt yapıdan gelen bir genç gibi değil, takımın eski elemanı gibi oynadı. Barış Geçen sezonki performansıyla umut veren Barış’taki inanılmaz düşüş, zaman zaman kendisini 18’in dışında bile bıraktı. Ancak, son haftalarda kendini toparlayarak kısa aralıklarla da olsa formasına kavuşan Barış, en arzulu çalışanlarından biri olarak kampın yıldızı oldu. Barış oynadığı maçlarda da takımının lokomotifi oldu. Belli ki Barış, kaptığı formayı geri bırakmak niyetinde değil. Faty Papy Kampa katıldığı günlerde kendine insan hakları savunucularını harekete geçirmesi gereken bir hakaret yapıldı. Ceplerine yemek doldurduğu iddiası kendine tercüme edildiğinde sadece güldü. İyi çalıştı. Dikkat ettik, topa iki kez vurmamaya özen gösteriyor. Buluştuğu anda hem de çok doğru yerlere kullanıyor. Alan boşaltıyor, adam eksiltiyor. Eğer biraz daha güç kazanırsa Göksu ile birlikte en iyi transfer olur. ESKİLERİN PERFORMANSI Colman Arjantinli oyuncu, takımının 10 numara sıkıntısını çözecek kapasitede olduğunu, hem kamp hem de maç performansıyla gösterdi. Attığı milimetrik paslar göz kamaştırdı. Giderek çok daha verimli olacağı sinyalinin zaten veriyordu ama kendinden bir kayıp sezon beklenmiyordu değil. O bu süreyi yarım sezona çekti, üstelik geçen 16 hafta da çok kayıp sayılmazdı. Ceyhun Kupa maçında Antalyaspor’a iki gol attı. Bu goller bir yana, antrenmanların en çok çalışanı unvanını hakkıyla elde etti. Tek eksiği deneyimsizlik, ilk 16 maçta şans bulamadığı için bu açığını kapatamadı. Buna karşın yılmayıp antrenman performansını artırması, o formayı ne kadar çok istediğinin göstergesi oldu. Yattara Eğer bir yerde Yattara varsa oraya damgasını kesin o vurur. Antalya’da da öyle oldu. Gençleri himayesine aldı. Çok çalıştı ve söz verdi: İlk bölümde eksik bıraktığın işi 17. maçtan itibaren tamamlayacağım. Bu döneme Yattara imzasını atacağım. Gerçekten de Gineli oyuncu verdiği sözü tutacağını gösteren bir performans sergiledi. Hiç antrenman kaçırmadı. Hırsını gençlere de aşıladı. Kampın olayı Antalya kampına damgasını vuran olay kuşkusuz Yusuf’un Beşiktaş’a transferi oldu. Trabzonspor taraftarlarınca kerhen benimsenen Yusuf’un Teknik Direktör Ersun Yanal tarafından çok istendiği için transferi gündeme geldi. İmza aşamasına getirdikleri bir futbolcuyu rakiplerine kaptırmak tabi ki yönetimin puanını eksiltti. Ama bu noktada ardı sıra gerçekleşen olaylar, gerek Yusuf’un profesyonellikle ilgili, gerekse Bursaspor ve Beşiktaş’ın, sportif ve ticari etik değerlere bakış açılarını tartışılır duruma getirdi. Bir de Ersun Yanal’ınkini ... Yanal, yönetiminin tamamen tersi bir tavır takınarak, işi profesyonellikle sınırlı tutup kafa karıştırdı. Oysaki hemen herkesle birebir değerlendirmelerinin, Yusuf’un bulunduğu ortam da dahil olmak üzere çok farklı olduğu biliniyor. Bu da profesyonelliğin bir kuralı olsa gerek! Hayal kırıklığı Başkan Sadri Şener, sezon başında, “Transferler kampa yetişecek” demiş ve rekor bir harcamayla transferleri gerçekleştirip sözünü yerine getirmişti. Trabzonspor taraftarı, artık herkesin kabul ettiği alternatif bir oyun kurucu ve sol dış oyuncusu ihtiyacının kamp süresince gerçekleştirilememesi nedeniyle hayal kırıklığı yaşadı. Ancak Sadri Şener’in yakın çevresine, bu durumun geçici olduğunu, alınacak bir ya da iki oyuncunun camiayı yeniden hareketlendireceğini söylediği de biliniyor. Bizden duyurması!
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
BUNA HAKKINIZ YOK!
Trabzonspor, lige verilen arada Fortis Türkiye Kupası dahil 4 maç oynadı. İkisi resmi bu karşılaşmalar da gösterdi ki; Bordo-Mavililer’de maç performansı inanılmaz düzeyde düşük ve bu haliyle çıkacağı Fenerbahçe maçında sevenlerine çok büyük bir hayal kırıklığı yaşatabilir. Maç performansının düşüklüğünün, bir profesyonel kadro için, asla olmaması gereken motivasyon yetersizliğine bağlanması, başlı başına bir tehlikedir. Kaldı ki Trabzonspor’un, kupada Antalyaspor ile oynadığı üçüncü maçta matematiksel olarak şansı devam ediyordu ve bu kadro, 2 kez öne geçtiği o maçta galibiyeti koruyamayarak, iddiasını son maça taşıyamadı. Üstelik Antalyaspor, Gaziantepspor’u yenerek tur atladı. O maçı kazanmış olsa ve dün işi sıkı tutup farka gitse bu onur Trabzonspor’un olacaktı. Artı, kulübün elde edeceği hatırı sayılır gelirdi. Böyle bir sorumsuzluğa ve ciddiyetsizliğe ne futbolcuların, ne de onları motive edemeyen teknik kadronun hakkı yoktur. Geçtik kulübün kaçırdığı gelirden, dün tribünde bulunan 8-10 bin dolayında kişinin amacı futbol izlemekti. Bunun için para ödemişlerdi. Futbolculara düşen de, iddiaları var ya da yok, görevlerini en iyi şekilde yapmaktı. Maça gelince; bir genç Göksu vardı kapasitesinin üzerinde mücadele eden. Bir asist yaptı, bir de mutlak gollük pozisyonu deneyimsizliği nedeniyle değerlendiremedi. Kendisinde ısrar edilirse, yeni yıldız adayı tahmini, kehaneti gerektirmez. Yattara, Umut, Cale, Selçuk, Tayfun ve diğerleri, yokları oynadılar. Hepsini geçtik, en büyük zorluğu, forma bekleyen Ceyhun, Giray ve Isaac’i anlamakta çektik. Böyle fırsatlar insanın eline her zaman geçmiyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi maçında oynayan futbolculara soralım ve yanıtı sadece kendilerine ama samimi vermelerini isteyelim: Bu halinizle hanginiz Fenerbahçe maçında kendinize forma giydirirsiniz?
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
Yazık oldu!
İlk yarı tarafların bölüm bölüm birbirlerine üstünlük kurmalarıyla geçti. Ancak bu üstünlükler farklı gerçekleşti. Zira Trabzonspor, etkili olduğu anlarda çok ciddi pozisyonlar yakaladı. Umut-Gökhan ikilisi günlerinde olsa, Bordo-Mavililer’e ilk 10 dakikada skor rahatlığı sağlayabilecek düzeydeydi bunlar. İkinci yarı Trabzonspor, Fenerbahçe’yi kendi yarı alanına hapsetti. 70. dakikaya kadar sürdü bu durum, direnemedi pek ev sahibi ekip, Volkan dışında. Konuk takımın rakibi yine belliydi: Golcülerinin beceriksizliği. Çok kısa özeti bu olan zorluk derecesi yüksek böylesi karşılaşmalarda futbol kalitesinin düzeyi konusunda beklentiler genelde düşük olur. Oysa ki, dün akşam çok farklı gerçekleşti her şey. Trabzonspor, yüksek kamp ve antrenman performansını bu kez maça yansıttı ve ilk yarıda orta alandaki normalin üstünde top kaybına karşın zaman zaman modern futboldan örnekler sundu. Sylva’nın seyrek ama etkili rakip ataklarında kalesinde güven vermesi, savunmanın az hatayla oynaması, Selçuk, Hüseyin ve Colman’ın özellikle ikinci yarıda orta alanda hakimiyet kurmasının bunda rolü büyüktü. Yattara kopuk kopuk oynamasa, Gökhan bildik etkili vuruşlarından birini yapabilse, Umut, bazı maçlarda olduğu gibi bir kez olsun şaşırtabilse, şimdi, “Trabzonspor’a yazık oldu” cümlesini kurmak zorunda kalmayacaktık. Son 20 dakikada takımlar, “bir kaza golü” riskini almamak adına kontrollü oynamaya başlayınca tempo doğal olarak düştü. Ancak uzatmalardaki Fenerbahçe baskısının, “Trabzonspor’a daha da çok yazık oldu” dedirtmesi işten bile değildi.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
Yanal'ın işi zor!
Trabzonspor yarın deplasmanda Antalyaspor’a konuk oluyor, yani çok kritik bir deplasmana çıkıyor... Hazırlıkların son aşamaya geldiği Bordo-Mavililer’de taraftarların cevabını en fazla merak ettiği sorunun yanıtını FANATİK yazarları aracılığı ile arıyor; Yattara mı, Alanzinho mu, yoksa ikisi birlikte mi oynamalı? Devre arasında 4 milyon Euro’ya alınan Brezilyalı futbolcu, teknik heyeti kritik tercihlere itti, tribünleri ise, “Bakalım bu kez kim oynayacak?” beklentisine yöneltti. Antalyaspor sınavı öncesinde Yanal’ın her iki yıldızını da yakından takip ettiği öğrenildi, Yattara’ya ise öncelik vermeyi planladığı belirtildi. Maceraya gerek yok Trabzon ile ilgili herkesin hemfikir olduğu nokta; “Sağ kanat iyi, sol kanat çalışmıyor” şeklinde idi ve teknik kadronun önerisiyle Alanzinho alındı. Durum böyleyken, aksayan sol kanat için alınan oyuncuyu, iyi işleyen sağ kanattaki oyuncuyu keserek oynatmak ya da ona alternatif kullanmak kendini inkardır. Önce bunun altını çizelim. “Alanzinho ve Yattara birlikte oynar mı?” sorusunun yanıtı bizce şudur: iç sahada kesinlikle oynar. Ancak Alanzinho teknik kapasitesiyle önemli bir oyuncu olduğunun sinyallerini vermesine karşın, hazırlık dönemi geçirmemiş olmasının neden olduğu güçsüzlüğünü giderdiği takdirde. İki oyuncunun da savunma zafiyetlerinin bulunması, iki iyi ön liberoyu da bu durumda kesinlikle zorunlu kılıyor. Trabzonspor’un Alanzinho’suz kadrosu deplasmanda zaten sorun yaşamıyordu. Dolayısıyla şu aşamada macera aramanın bir anlamı yok.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
BÜYÜK İKRAMİYE
Onların da “kötü oynama hakları var” diye savunmuştuk Trabzonsporlu futbolcuları. Oysa ki dün, kötü oyunlarını değil, sorumsuzluklarını, vurdumduymazlıklarını yadırgadık. “Buna hakları yok işte” diye düşünürken, kötülerin içinden çıkan Yattara ve Umut, şampiyonluk yolunda “büyük ikramiye” olarak nitelendirilebilecek 3 puana taşıdılar Trabzonspor’u. Gol sonrası Bordo-Mavililer’i izlerken daha sakin olduklarını gördük. Gole kadarki takım gitmiş, ne yaptığını bilen futbolculardan kurulu bir başkası gelmiş gibiydi sanki. O zaman vurdumduymazlık-sorumsuzluk gibi düşüncelerimiz için kendimizi yargıladık. Sakın bu durum strese bağlı olmasın? Öyleyse takımı yönetenler bunu sorgulasın! Önümüzde puan cetveli olmasa, bu takımlardan birinin şampiyonluk, diğerinin de kümede kalmak için mücadele ettiklerinden şüphe edecektik neredeyse. Sanki ligde herhangi bir iddiaları kalmamış, orta sıra takımları gibiydi iki taraf da. Ruh yok, mücadele yok, kazanma azmi yok. Bu konumdaki iki takımın mücadelesinin kıran kırana geçmesini beklemek, doğru olanı değil miydi? Her şeye karşın özellikle Bordo-Mavililer açısından pozisyon zenginliği fazla olan bir karşılaşma izledik. Eğer Gökhan-Umut ikilisi biraz dikkatli olabilseler, skor rahatlığı daha ilk yarıda sağlanacak. Biri Colman’ın direkten dönen vuruşu olmak üzere 4 net pozisyonu harcayan Trabzonspor, ilk yarı biterken yenik duruma düşmekten Tita’nın penaltı atışını kötü kullanmasıyla kurtuldu. 2. yarıda Tati’nın kaçırdığı penaltıdan daha kolay pozisyonları da harcadı Gökhan ve özellikle Umut. Ama ne yaptıysa Yattara’nın ortasında topu auta atmayı beceremedi! İşin şakası bu tabii ki ama Gökhan ve Umut’un bu durumlarını direkt strese bağlayamayacağız kusura bakmasınlar. Yattara’nın form düşüklüğünü de. Biz özeleştirimizi yaptık, sıra onlarda...
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
Tribün profili üzerine
Trabzonspor, Hüseyin Avni Aker Stadyumu’ndaki son üç maçında, şampiyonluk yolunda kendisine büyük sekte vuran çok önemli puan kayıpları yaşadı. Denizlispor, Konyaspor ve Galatasaray maçlarıyla, fikstür avantajından olması bir yana, 8 puanlık bedel ödemesine karşın halen büyük yarışın içinde yer alıyor olması, Bordo mavililerin en büyük tesellisi. Ancak bu noktada, Trabzonspor camiasını teselli edebilecek başka bir ayrıntı üzerinde duracağız. Ligin sonu yaklaştıkça mücadele genelde kızışır ve kimi çevreler yarışta olmaması gereken faktörleri devreye sokarlar. İlginçtir bunu yapanlar, kendilerini en masum kişi ya da kurum olarak sunma çabalarını da başarıya ulaştırırlar. Tribünler hırçınlaşır, sahalar kapanır, cezalar verilir, demeç yarışı hızlanır, yedek kulübeleri tekmeyle paramparça edilir, saha ortasında hakemin yakasına yapışılır, deplasman takımı atağa kalktığında, top toplayıcı yanlışlıkla (!) topun oynandığı bölgeye ikinci topu atar vs. Bunların büyük çoğunluğu şimdiden başladı bile. Sözü edilen bu faktörlerden en tehlikelisi ve bedeli en ağır ödeneni tribün şiddetidir. Burada Trabzonspor’un değişen tribün profilinin hakkını vermek ve diğer kulüplere örnek göstermek zorundayız. Zira 3 maçta kaçan fırsatlara ve özellikle başka stadyumlarda olsa ciddi sıkıntılar yaratabilecek Galatasaray maçındaki gibi skoru direkt etkileyen hakem hatalarına karşın, ortaya çıkan tablo bunun eseridir. Sarı kartı gerektirebilecek faulü kaçırdığı (!) pozisyonun golle sonuçlanmasının ardından “dağılan” Yunus Yıldırım’ın, çizgiye çok yakın kale arkası tribünü önünden soyunma odasına gönderdiği Baros’un provoke amaçlı davranışının oyununa gelen bir grubun dışında, bu ve kaybedilen diğer iki maçta çağdaş bir seyirci kitlesine tanık olmanın keyfini yaşadık. Bir de az olan kötü tezahüratı tam bitirebilseler, geçen sezonki “delinin kuyuya attığı taşı” ancak çıkartmış olurlar! Her şeye karşın Avni Aker’in eksikleri yok değil. Elektrik kesintisi “Bu çağda hala var mı?” dedirtti. 61. dakika uygulamaları abartıldı. Trabzonluların ruhunu okşuyor ama her Trabzonsporlu Trabzonlu değil ki. Ayrıca yağmurlu havalarda balonların uçmadığı, daha önce tecrübe edilmişti, önlem alınabilirdi. Onca hafifliğine karşın “Baros’u yaralayan!” sapları, maçta muhteşem bir görüntü oluşmasını sağlayan bayraklara yapıştırılıp dağıtılabilirdi.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
Ey ruh!
Trabzonspor Başkanı ve Yönetimi’nin, “Biz bu sezon Avrupa Kupaları’ndan birine katılmayı, yapacağımız takviyelerle de gelecek sezon şampiyonluğu hedefledik” şeklindeki açıklaması, asla inanılarak söylenmiş bir söz değildi. Başkan da, Yönetim de, Trabzonspor’un şampiyonluğuna yönelik büyük beklentiler içindeydi özünde. Bu açıklamayla, “stres yapmamaları” düşünülen teknik heyet ve futbolcular, belli ki sözleri fazla ciddiye (!) aldılar. Bu ruhsuzluk nasıl açıklanabilir ki başka! Olsaydı, son haftalardaki üst üste yaşadıkları puan kayıpları, onları bir nebze olsun kendine getirmez miydi ya da! Nerdesin ey ruh! Olsaydın, “Ersun Yanal klasiği düşüş” saplantısında olanların ekmeğine yağ süren bu yenilgiyi hazırlayan şu faktörler gerçekleşmezdi kuşkusuz: İlk golde Song’la başlayan, Egemen’le devam eden hatalar zinciri, çıkarılamayan top, 5 kişinin arasından Hakan Bayraktar’a vuruş olanağı. Kırık elmacık kemiğine karşın direnerek ilk yarıyı tamamlamaya çalışan ve İsmail’in sert şutunu çelen Sylva, boşta kalan topa müdahale için yerde, insanüstü çaba gösterirken, Mehmet Yozgatlı’yı izleyen savunmacılar. Bir de skor 3-2 iken ve rakip kalede pozisyon olanağı söz konusuyken, 3 topta kendi kalesine dönen bir takım. Fıkra gibi. Diğerleri de cabası... Nasıl açıklanabilir bütün bunlar? Esasında Trabzonspor son 4 hafta öncesine kadar savunmasının üstün performansıyla “iyi” gelmişti. Kolay gol yemiyor, Umut- Gökhan ikilisi de haklarını verelim o dönemde az da olsa bir şeyler yapıyordu. Ama önce onlar durdu, sonra da Song-Egemen ikilisinin şifresi çözüldü. Tamam, başka Umut ve Gökhan yoktu da, savunmada onca alternatife karşın bir çözüm üretilemez miydi? Ey ruh nerdesin? Şampiyonluk yarışındaki Trabzonspor’u, teknik direktörsüz Gazantepspor karşısında bu kadar çaresiz bırakan senin yokluğundur. Zira öyle ya da böyle, bir ruh sahibi Kırmızı-Siyahlı oyuncuların, analarının ak sütü gibi hak ettikleri 3 puanı, son saniyelerde kaybetmelerine direk faktörüyle engel olan da, bu ruhun hakkını veren futbolun adaletiydi. Ey ruh nerdesin? Bundan sonra gelsen da artık çok fark etmez bilesin!
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
KADRODA İSTİKRAR
Kadroda istikrar, bir futbol takımının olmazsa olmazlarındandır. 11 kişiyi herkes ezbere sayabilmelidir. Kazanan kadro değiştirilmemelidir vs... Futbolda genel olarak tamamı kabul gören bu maddelerden üçüncüsü, “kazandıkça kadro değiştirilmemelidir” anlamına gelir ki, şöyle de söylenilebilir bu; işler kötü gittiğinde ezber bozulmalıdır. Şu dönemde bir kriz ortamındaki Trabzonspor’un sıkıntısı budur. Ezber bozulamamıştır. Bunu 7 maçlık süreçteki oyuncu kullanımı verilerini irdelediğimizde çok net görebiliriz. Şöyle ki: Sylva, Tayfun, Song, Egemen, Cale, Hüseyin, Colman, Selçuk, Yattara ya da Alanzinho, Umut ve Gökhan, vazgeçilmezleri takımın. Cezalı olmadıkları sürece ilk onbirdeler. İlk yarının flaş ismi olmasına karşın son haftalarda yediği hatalı gollerle eleştirilen Sylva, sakatlanınca değişti. Trabzonspor’un bu büyük yarışta yer almasının “mihenk taşı” olmalarına karşın, son maçlarda inanılmaz hatalarıyla “Şifreleri çözüldü” dediğimiz Song ve Egemen son 7 maçın tamamında forma giyen iki futbolcu. Eleştirilerin odağındaki Selçuk, Beşiktaş maçında son 8 dakikada oyundan alınmış, Hüseyin cezası nedeniyle bir maç oyun dışında kalmış, bir de son hafta 15 dakika kala kulübenin yolunu tutmuş. Ya Yattara ya Alanzinho oynuyor, ikisi birlikte düşünülmüyor. Gökhan iki maçta 3 ve 5 dakika, Umut bir maç cezasının yanı sıra iki maçta toplam 75 dakika sahada kalamamış. Gelelim 18 kişilik esame listesinin kulübe gediklilerine: Milli Takım oyuncusu olarak geldikleri Trabzonspor’da Giray, Konya maçında 72 dakika, Ceyhun Ankaragücü ve Denizli maçlarında toplam 47 dakika şans bulmuşlar. Geçen sezonun flaş ismi Barış’ın, 7 maçta 19 dakikası var. İsaac ve Serkan bir maç direkt oynamış, diğerleri 3-20 dakika arasında değişen süreler. Göksu, Faty Paty ve Ferhat, kulübede paslanmış. Kadro tercihi teknik direktöründür tartışmasız. Ama mevcut oyuncuları yedek kulübesinde hazır tutmak da onun işidir. Formsuz Song Egemen ikilisine Giray, Selçuk Hüseyin’e de Ceyhun alternatif olamıyorsa düşünmek gerek. Yattara Katar yolcusuyken kurtarıcı olan Isaac’ı köreltmemek gerekirdi. Murat, İsmail ve Ahmet gibi gençlerle Gaziantepspor Trabzonspor’un tozunu atarken, Kayserispor 20 yaş altı 4 futbolcuya şans verirken ve bu örnekleri artırmak mümkünken, Göksu’dan, Faty Paty’den yararlanılamamasının soru işareti kendiliğinden ortadan kalkmaz. Eskişehir Batuhan’ı Milli Takıma gönderdi, Batuhan’ı Ümit Milli Takım’da Batuhan yapan Barış kazanılamıyor, bunu bir düşünmek gerek. Ersun Yanal’ın tercih haklarına saygı duymak ve bu yarışın kalan bölümünde teknik donanım ve bilgisine olan güvenin en azından tarafımızca azalmadığını belirtmekle birlikte, kamuoyunda çokça tartışılan bu konuları tarihe not düşmenin gerekliliğine inanmaktayız.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
Sorun Yanal değil
1- Trabzonspor, uzun bir aradan sonra şampiyonluk için yarışıyor ama Ersun Yanal’ın karnesi ortada. Şampiyonluk yolunda bu karnenin etkisi ne olur? Yanal’ın karnesinden çok Trabzonspor’un kadro yapısı ve bugüne kadar sergilediği performansın değerlendirmesini yapmakta fayda var. Futbol elbette sadece teknik ve taktikle çözülebilecek bir spor olma özelliğini çoktan geride bıraktı. Burada önem verilmesi gereken en önemli unsurlar arasında konsantrasyonun da büyük yer tuttuğu kesin. Yarışı önde götürdüğü dönemlerde Trabzonspor lige olan konsantrasyonunu kaybedecek birçok konuyla karşılaştı. Bunun önüne geçmek adına Trabzonsporlu oyuncular bir an önce asıl işleri olan futbola döndürülmeli ve öncelikle sportif meseleleri ön plana almalı. Sorun direkt Ersun Yanal’la sınırlı kalarak çözülemez ve sonuç bu şekilde alınamaz. 2- “Ersun Yanal gençleri küstürdü” diye eleştiriliyor. Sizce bu eleştiriler doğru mu? Buna bir küstürme olarak bakmamak lazım. Burada önemli olan gençlerin ya da yedek bekleyenlerin kendilerini sürekli hazır durumda tutmaları ya da tutulmalarını sağlayacak önlemlerin alınmasıdır. Örneğin; Trabzonspor’un kendi sahasında kaybettiği Denizli ve Konya maçlarında 2’şer sakat ve cezalısı vardı. Ancak yerlerine oynayan oyuncuların katkılarından çok görev almayanların arandığı konuşuldu. Ersun Yanal sezon başında ezbere sayılabilecek bir kadrodan bahsediyordu. İşin gerçeği başarıya böyle kadrolarla ulaşılacağıdır. Kenarda kalanlar hem görev aldıklarındaki formları hem de bu nedenle oynayanları tedirgin etmeyen yapılarıyla eleştirilebilir. Asıl rekabeti yaratacak olan teknik direktör tercihleri kadar oyuncuların performanslarıdır da... Yedekliğin verdiği psikolojiyle konsantrasyonunu kaybeden oyuncuları motive edememe sorununda teknik direktörün de sorumluluğu vardır. 3- Trabzonspor’un son haftalardaki puan kaybının nedenleri nelerdir, nerelerde hata yapılmıştır? Bence asıl sebep yeni oluşan bu kadronun sonuç baskısı içerisine sokulmasıdır. Ayrıca başarılı sonuçların kilit noktası konumundaki savunma bloğunun son dönemde gerek maçların belli bölümlerinde gerekse de olayının bütününde dikkatinin dağılması olumsuz sonuçları da beraberinde getirdi. Söz konusu nedenlerden ötürü gerekli rotasyonun yapılamaması da kadroda mental bir yorgunluğa neden oldu. Bu da beraberinde kötü sonuçları getirdi. 4- Yönetimin bundan sonra izlemesi gereken yol nedir? Yönetimin bundan sonra yapması gereken en önemli iş; futbol takımını sadece futbolla ilgilenecek bir zihinsel ortamın içerisine yönlendirmesidir. Başarının getireceği diğer talepler, ancak bu başarı geldikten sonra sağlıklı bir şekilde planlanmalıdır. Zira sonuçsal sıkıntı sürdüğü müddetçe ekonomik ve sosyal açıdan hiçbir beklenti yerine koyulamaz. Zaten kulübün genişleyen ekonomik hacmi de birinci derecede bir sonuç ihtiyacını ortaya koyuyor. Bu nedenle küçük detaylardan çok geniş anlamda futbolu ön plana alan bir anlayışa en kısa zamanda geçilmelidir.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#11 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
Takipçisi olun
Trabzon Belediye Başkanlığı el değiştirdi. “Trabzonlu’nun sevgilisi” Volkan Abi, bir önceki seçime oranla oylarını ikiye katlasa da kaybetti. Politikanın cilvesi bu! Güle güle Volkan Abi. Hoş geldin Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu. Burası politika değil, spor sütunu. Dolayısıyla biz işin sportif yönüyle ilgileniyoruz. 61 proje sundu Gümrükçüoğlu propaganda sürecinde. Bunlardan 4 tanesi sportif. Birini içimize sindiremedik. Pozitif ayrımcılık söz konusu zira, 34. Sayfada, “Bayanların rahat bir ortamda spor ihtiyaçlarını karşılayacak, yalnızca bayanların yararlanacağı spor kompleksleri kurulacaktır.” Deniliyor. Bunu normal gördü demek ki 60 bine yakın seçmen, görsün! 52. sayfada Avrupa Gençlik Olimpiyatları var: Olimpiyatların başarıyla gerçekleştirilmesi için tanıtım, rehberlik, konaklama ve bunlar için insan kaynağının ve gönüllü organizasyonların oluşturulmasına belediye olarak öncülük edilecek ve bu sayede büyük bir turizm seferberliği başlatılacaktır. 53. sayfada, spora ve sporcuya destek vaadi yeraldı: Futbol ve diğer tüm spor dallarında amatör spor kulüplerine destek olunacaktır. Trabzon’a buz pateni salonu kazandırılacaktır. Amatör kulüplerine şehir dışı müsabakaları için araç tahsisi yapılacaktır. Sahil boyunca spor yapan vatandaşlarımıza sağlık kontrolünde spor yapabilmeleri, soyunma ve duş imkanı sağlanacaktır. Mahallelerde salon sporlarına yönelik düzenlemeler ve spor salonları yapılacaktır. Öve 61. Sayfa: Akyazı Futbol ve tüm spor dallarının merkezi olan Trabzon, bu projeye kavuşturulacak ve kentin çehresini değiştirecek bu büyük adıma Trabzonsporumuz’un da katılımının önü açılarak futbol kulübümüze büyük maddi katkı sağlanmış olacaktır. Dikkatinize sunarız: AKP’nin ikinci kez seçim kozu oldu Akyazı, takipçisi olun.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
Tartışılır...
Bundan sonraki maçları artık, şampiyonluk stresi ya da baskısı hissetmeyeceği için “önemsiz” ya da “daha az önemli” kategorisine sokan dünkü Belediye maçıyla, ilk yarıda aynı rakiple oynanan iki maçı kıyaslayarak başlayalım söze: Rakibi 5 net pozisyon kaçırmış, pozisyonsuz Trabzon öne geçtikten sonra 4 fark yapmıştı. Dün 6 net pozisyon, gol yok! Bu paragrafın açılımı şudur: İlk yarıda şans melekleri Trabzon’dan yanaydı, 2. yarıda değil. Kötü oyuna karşın bunca kaçan pozisyondan sonra alınan bir puana neredeyse sevinilecek durumda olmanın başka bir izahı yoktur. Konya ve Denizli maçlarını anımsayın! Yanal, dün 1 kez topla buluşan, hiç top çalmayan, kaleyi bulan 1 şutu bile olmayan Umut’u ısrarla oyunda tutmak dışında “Ersun istifa” sloganlarını gerektirecek hata yapmadı. Tayfun’u, 1-2 hatasından sonra tepkiler nedeniyle oyundan düştüğü için alıp Hüseyin’i orta alana, Serkan’ı sağbeke çekti. Selçuk, vasatın üzerinde oynarken sakatlandığı için Alanzinho’ya yerini bıraktı. Bunlar normal. Teknik-taktik açıdan sorun yok. Eğer Alanzinho girdikten sonra, iktidar partisinin bakan ve milletvekilleriyle sezon başı çektirdiği imza fotoğrafındaki havası giderek sönen Gökhan başta olmak üzere, forvet yakalanan onca fırsatı değerlendiremezse yapacak şey yok. Peki, “Ersun istifa” sloganının gerektirecek durum yok mu? Var tabi ki: 1-Türk futbolunun geleceği olabilecek 2 kaleciden birini bir teknik kadro nasıl olur da hazır tutamaz? Maskeli kaleci daha maçın başında kolay bir topu kaçırdı, Egemen çizgiden çıkardı. 2-Süper Lig’in transfer rekortmeni bir takımda nasıl alternatif oyuncu bulunmaz? Isaac, Barış, Ceyhun, Giray, Faty Paty, hepsi birlikte nasıl köreltilir? Umudunu kesmişler, ısınmıyorlardı bile! 3-Bir takımın artık ezberlenen ve rakipler için çocuk oyuncağı haline gelen sisteminin de mi bir alternatifi olmaz? Nedenleri bunlar olsaydı tamam “Ersun istifa” tezahüratının. Dünkü anlık tepkiydi, artık kaybedilen umutlara isyan gibi bir şey. En azından şimdilik çözüm değil, tartışılır.
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 10.01.09
Yaş: 23
Mesajlar: 4,746
|
'Böyle bir sevgi işte'
Fenerbahçe ve Galatasaray son hafta üstelik zor kazandı, puanları 47, camiaların havası: “Şampiyonluk şansımızı artırdık, sonuna kadar kovalayacağız.” Trabzon 7 net pozisyon harcadı, berabere kaldı, puanı 47, camianın havası: “Bitti bu iş.” Çelişkinin nedeni, Kayıhan Gedikli’nin Yanal’a mesajında gizli: “Ersun hocam kızmayacaksın, darılmayacaksın, gücenmeyeceksin. Futbolun sadece futbol olmadığı yerdesin. Burada insanlar, takımı başka tutarlar, ne bileyim kaşığın sapını tutmak gibi değil burada takım tutmak. Güneşin İstanbul’dan önce doğduğu, suların Bordo-Mavi aktığı yerdesin. Burada herkes aynı sevgilinin peşinden koşuyor hocam. O sevgili ki paylaşılamıyor. Kimse kimseden eksik kalmıyor. Şiirler ona, şarkılar ona, alıp verilen nefes ona. Cebindeki son kuruş ona. Zafer şarkıları ona, ağıtlar ona, övgüler ona, sitemler yakınmalar ona. Burada herkes Trabzonspor’u günde bir defa düşünür hocam. O da 24 saatini alır insanların. Burada geçim sıkıntısı, işsizlik, kriz, küresel ısınma yok. Herkesin derdinin Trabzonspor olduğu yerdesin. Burada kepenkler açılmadan gazetelerin son sayfaları okunur, Dolar’ın, Euro’nun kurundan önce puan durumuna göz atılır. Genel yerel seçimler değil, Trabzonspor kongresi pür-dikkat izlenir. Trabzonspor Başkanı konuşursa ‘Ulusa Sesleniş’ odur. Takımı için fanatizm kurbanı olup adam bıçaklayanlar, öldürenler vardır başka yerlerde. Ama hocam burada, her takım taraftarının vazgeçilmez olan, “senin için ölürüm” sloganını gerçekleştirircesine, kaçan şampiyonluktaki ayak oyunlarına tahammül edemeyip canına son veren Mehmet’in mezarı vardır. Sandığın gibi başarıya aç bir yerde değilsin. Aksine başarının doğduğu, tanımının yapıldığı yerdesin. Bir devrimin ateşinin yakıldığı yerdesin. Başarı odaklı olmadı sevdamız hiçbir zaman. Şampiyonluk 25 değil, 100 sene de gelmese bile aynı heyecanla severiz biz hocam. Ama sırtındaki formanın hakkını vermeyince kızarız hocam. Sokağa çıktığında, karşına çıkan herkesi ilgilendiriyorsun. Gözümüzün bebeğindesin. Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın. Bu yüzden hocam; kızmayacaksın, darılmayacaksın, gücenmeyeceksin.” Böyle bir sevgi işte...
__________________
THE KING OF POP,ROCK AND SOUL |
|
|
|
|
|
#15 (permalink) |
|
Kayıt Tarihi: 27.02.09
Yer: YURTDIŞI
Takım: Trabzonspor
Yaş: 32
Mesajlar: 932
|
:-*
:kiss:guzel yazi
__________________
OFFFFFFFFFFFFF TS OFFFFFFFFFFFFF Nerelerde Geziyorsun Tepede kalakaldım Mahsun yalnız Gece gündüz bekliyorum Senin pencerende Nerelerde geziyorsun Nereye gidiyorsun Nerede benim geleceğim Senin aşkın var bende aşkın Seni bekliyorum gitmedim Bu gece ayda ışık var Gidesim var denize İstemiyorum seni bırakmak Gel benimle. Kazım Koyuncu |
|
|
|
| Etiketler: ata, ergun, fanatik, gazetesi |
| Bu Konuyu 1 Aktif Kullanıcı Görüntülüyor (0 Üye ve 1 Ziyaretçi) | |
| Konu Araçları | |
| Biçim | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Başlık | Başlığı Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Haddini Bil Fanatik! | Legend_Ts | Genel | 23 | 13.08.09 22:34 |
| TAŞINDI: Ergün ATA nın bu yazısına yorumlarınızı bekliyorum.... | MJ Bad | Arşiv | 0 | 08.04.09 20:04 |
| Ergün ATA nın bu yazısına yorumlarınızı bekliyorum.... | noexit | Medya | 3 | 08.04.09 20:03 |
| Ynt: Ergun Ata | Fanatik Gazetesi | TS-sinan-TS | Arşiv | 0 | 26.03.09 20:36 |
| Ynt: Ergun Ata | Fanatik Gazetesi | TS-sinan-TS | Arşiv | 0 | 25.03.09 20:14 |
|
|